Artikülasyon, nefesin gırtlaktan çıktıktan sonra yutak, ağız ve burundan oluşan üçüncü ekip organlarında (dil, damak, diş, dudak) konuşma dilimizin geleneksel seslerine dönüşüp biçimlenmesidir. Artikülasyon teriminin yanı sıra boğumlama, eklemleme, telaffuz ya da oynaklama terimleri de kullanılır. Söyleyiş bozuklukları, konuşanın söyleyişinde değil, dinleyenin kulağındadır. Diğer bir deyişle dinleyici, konuşma seslerini; yer değiştirmiş, atlanmış, eklemeler ve çarpıtmalar yapılmış gibi algılıyorsa söyleyiş bozukluğu var demektir. Konuşan kişi ses birimlerini (fonemleri) nasıl çıkarırsa çıkarsın, işitenlere yanlış gelmedikçe fonemler doğru söylenmiş sayılmaktadır.

Artikülasyon bozukluğu dört değişik türde görülür:

-Atlama( Sesin düşürülmesi): Atlama yanlışlarında sözcüklerin yalnız bir kısmı söylenir. Örnek: Hayvan -ayvan, rehberlik -reberlik, saat -sat, araba –arba, havlu-avlu örneklerinde olduğu gibi bazı sesler düşürülmektedir.

-Yerine Koyma (Sesin değiştirilmesi): Sözcüğün başı, ortası veya sonundaki bir sesin yerine başka bir ses kullanılır. Örnek: Arı -ayı, kitapkipat, davul-dayul, kamyon-kaymon, para-paya, çizgi-çisgi vb. gibi.

-Sesin Eklenmesi: Sözcüklerdeki fazla sesleri içerir. Örnek: Plan-pilan, aşağı-aşşağı, atmış-altmış, eşek -eşşek, pencer -penicere, saat- sahat vb. gibi.

-Sesin Bozulması: Sesler tam doğru olmamakla birlikte gerçeğine yakındır. Ses, konuşma dilinde olmayan yeni bir ses olarak çıkarılır. Örnek : Karagöz -kayagüz, ekmek –emmek, gelir-geliy ya da gelüm vb. gibi. Daha çok yöresel olarak çıkarılan sesler buna örnek teşkil eder.